Kategori arşivi: Uncategorized

A Thousand Suns’ın ilk yıl dönümü!

Bugün, Linkin Park’ın son albümü olan A Thousand Suns’ın birinci yıl dönümü. Önceki yazımda bu albümün illüminati olabileceğini ve ileri giderek illüminati’ye hizmet eden bir çalışma olduğunu kanıtlamaya çalıştım.  Bunu neden yaptığımı bilmiyorum, belki Linkin Park gibi özel bir grubun hayranları ne dinlediklerini bilmeli diye düşündüğümden yapmış olabilirim. Linkin Park üyeleri etkisinde kaldıkları, beğendikleri, yaşadıkları şeylerden ilham alarak şarkılarını yaparlar. Amerika gibi bir ülkede yaşayan rock starlar icin bu durumlar gayet normal olsa gerek. Onları incelerken içim kıyıldı resmen, Linkin Park’ın bu işlere küçükte olsa bir katkılarının olması beni üzdü ama dünyaya bir kere geliyoruz, Linkin Park dinlemek gibi bir lüksten mahrum kalamayacağımı anladım.

Albümü aldığımda tarih 29 Eylül 2010’du.  Sağ tarafta kapağını gördüğünüz ATS DVD’li versiyonu o zaman D&R’da yoktu maalesef normal versiyonunu aldığım için biraz buruk bir mutluluk yaşadım. Albümü satın aldıktan sonra eve gittim ve CD’yi taktım. O tarihe kadar The Catalyst haricindeki hiçbir şarkıyı dinlememiştim sürpriz olsun diye. Başladı çalmaya. İlk önce şoklara girdim, albümü kontrol ediyorum içinde yanlış CD mi koymuşlar falan diye. Intro’lar acayip şekilde canımı sıkmıştı. Dinledikten hemen sonra favori şarkılarım oldu: Iridescent, Burning In The Skies ve Waiting For The End. (the catalyst albümü almadan önce zaten favorimdi.) Albümü 3 kez dinledim. Budalaya dönmüştüm, Linkin Park’ı böyle dinleyeceğimi hiç hayal etmiyordum. Ama ben o anlarda Linkin Park dinlediğimi unutmuştum, sıradan bir grup değillerdi ve herkes gibi mesleği bırakana kadar aynı müziği yapmayacaklarını unutmuştum. Sonraki gün -introlar hariç- tüm şarkılarını indirdim ve telefonuma yükledim. Şarkıları tek tek dinleyince de bir gariplik hissettim, beğenmediğim introlar benim için eksiklik olmuştu. İşte böyle bir dönemden geçtim ve zaman geçtikçe ne kadar muhteşem bir albüm olduğunu yeniden anladım. A Thousand Suns şu anda ailemle dinleyebildiğim tek albüm olduğu için büyük bir ayrıcalığa sahip ayrıca.

 

 

 

 

 

 

 

 

Şarkılar hakkında neler hissettiğimi teker teker yazacağım:

The Requiem: Esrarengiz bir havası var ve hüzünlü bir yakarış gibi. Albümün genelinin tarzını yansıtıyor, bir açılış parçasına da bu yakışır zaten. Bu parcadaki kızı, konserlerde Mike’ın seslendirdiğini görünce şaşırdığımı belirtmek isterim.

The Radiance: Bana göre çılış şarkısının devamı niteliğinde.

Burning In The Skies: Albümün çok özel bir parçası, müziğin tonları, Mike ve Chester’ın sesi… Canım sıkkın olduğu için bu günlerde en çok dinlediğim şarkılardan biri, ilacımdır. İlk dinlediğimden beri favorilerim dinlemekten hiç sıkılmadım ve ebeveynlerim belli etmese de onların da sevdiğine eminim.

Empty Space: Çaldığı zaman annem kuş sesi nerden geliyor der.

When They Come For Me: Çok eğlenceli bir şarkı, Mike’ın şarkının bütününe rap’ini yayması özel kılan bir etken. Brad’in megafonla vokal yapması da şarkıyı ilginçleştiriyor. Tam kafamız dağılmışken Chester’ın araya girmesiyle şarkı daha değişik boyutlara taşınıyor ve şarkının sonlarına doğru bir karmaşa başlıyor. Seviyorum.

Robot Boy: Albümden beğenmediğim tek şarkı.

Jornada Del Muerto: Dinlerken biraz halsizleşiyorum, düşüncelere dalıyorum, triplere giriyorum. Waiting For The End’in sesini duyunca kendime geliyorum.

Waiting For The End: Süper, süper, süper! İlginç bir girişten sonra havaya sokan bir rap’le ve Chester’ın güzel vokaliyle coşuyorsunuz. Linkin Park’ı arkadaşlarını sevdirmek isteyenlerin etkili bir silahıdır. 1 trilyon kere dinlenesi bir şarkı. Not: Chester nakaratı söylerken, Mike’ın araya sıkıştırdığı OoooO’ları ve ” the hardest part of ending is starting again.” kısmını bağıra bağıra söylemek zevkli.

Blackout: İlk dinlediğimde, albümün en “Linkin Park” şarkısı gelmişti. Grup albüme bizim için eskileri hatırlatacak bir şarkı koymuş, araya remix tarzı bir şey sıkıştırmışlar da eskiden yeniye geçişi anlayalım diye. Chester öyle takılırken Mike’ın güzel sesini duyuyorsunuz ve bağlantınız kopuyor. Bu anlarda uykuya daldığım çok olmuştur, çok dinlendiri 😀

Wretches And Kings: When They Come For Me’ye benzettiğim şarkı fakat bu şarkı daha sert. Bu şarkıya da klip çekilmesini isterdim. Mike rap’ini yaparken komutanımı dinliyormuş havasına kapılıyorum.

Wisdom Justice And Love: Rusya’daki konserde şarkının adının yazdığı kağıtların açılması gerçekten muhteşemdi, böyle bir şeyi LP Türkiye’ye gelince biz de yapabiliriz! 

Iridescent: Baştaki piano çok etkileyici olduğundan bir ara telefon zil sesi olarak kullandım.Ama Mike’ın vokali tabi ki daha etkileyici ve kesinlikle sürükleyici bir romandan daha iyi hissettiriyor. Sözleri her ne kadar farklı bir duyguyla yazılmış olsa da kendi yaşamımda bu sözlerin doğruluğunu hissediyorum. Şarkının sonundaki “koro” halindeki vokal de harika, özellikle canlı performanslarda!

Fallout: Gerilim müziği –> tatlı müzik.

The Catalyst: Beynimi peynir-ekmekle değilde The Catalyst’le yediğim zamanlar vardı. İtirafta bulunayım: sesimin çirkinliğine rağmen bu şarkıyı okulda herkese karşı söylemek isterdim.-imkansız-  Müziğin müthiş ritmine kapılmışken şarkıyı bırakamıyorsunuz ve tekrar tekrar dinliyorsunuz, boş zamanların en iyi aktivitesi. “Lift me up, Let me go!” kısmında defalarca ağladım ve hala duygulanırım.

The Messenger: Albümdeki cici bir aşk şarkısı ve bu güzel albümün bittiğini haber veren hüzünlü bir solo.

SINGLE’lar

THE CATALYST ( 2 Ağustos 2010)

Şarkı listesi:

1- The Catalyst

WAITING FOR THE END ( 1 Ekim 2010)

Şarkı listesi:

1- Waiting For The End

2- The Catalyst

BURNING IN THE SKIES (21 Mart 2011)

Şarkı listesi:

1- Burning In The Skies

2- Blackout (Live at Madison Square Garden, New York)

3- When They Come For Me (Live at Madison Square Garden, New York)

IRIDESCENT ( 28 Mayıs 2011)

Şarkı listesi:

1- Iridescent (from Transformers: Dark of the Moon)

Favori A Thousand Suns resmim! Mike’a Emo olmuş diyenler de hala beni güldürür.

Hoşçakalın!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Linkin Park ve Illuminati

Linkin Park Illuminati mi? İnceleyelim.

Öncelikle İlluminati’nin ne olduğunu bildiğim kadarıyla özetlemeye çalışacağım. 1776 yılında kurulmuştur, atalarının Mısır Uygarlığına kadar dayandığı söyleniyor. İlluminati kilisenin dogmacı eğitim anlayışına karşı olarak kurulmuştur. Aydınlanma anlamına gelir. Metafizik veya simyayla ilgilenmez, doğrudan bilmin kendisiyle ilgilenir. Kilise gizli örgütleri yasakladıktan sonra dağıtışmıştır ve Adam Weishaup (kurucu) yoluna 5 adamla devam etmiştir. Kabala, fizik, yaratılış vs. hakkında bizim şu an bilmediğimiz bir çok bilgiye sahiptirler. Simdilik her şey iyi hoş görünüyor fakat bu adamların asıl amacı YENİ DÜNYA DÜZENİ‘ni kurmaktır. Yeni dünya düzeni tek bir devlet, tek bir din demektir. Bu planları yüz yıllara dayanır ve teknolojinin gelişmesi sayesinde (medya, pc vs.) güçlerine güç kattılar. Tek bir devlet siyasi olaylarla ilgili, tek din ise doğrudan medyayla ilgilidir. Siyasi olayları bir kenara bırakalım, Linkin Park’la ilgisi olan şey: Medya. Din nasıl medyayla ilgili olabilir derseniz. Fark ettiyseniz günümüzde insanlar dinlerinden uzaklaşmaktadır ve ateizme ilgi duymaktadır. Bunları en kolay yoldan medyayla sağlıyorlar. İlluminatinin en önemli amacı gerekli enerjiyi sağlayıp Deccal’i dünyaya getirmek, dünyayı bir şeytanın yönetmesini sağlamaktır.

Bu adamlar medyayı kullanarak bizim zihnimizi kontrol altında tutuyor. Ne izlememizi istiyorlarsa onları izliyoruz. Özellikle benim yaşımdaki insanları MTV ve benzeri kanallarla hipnotize ediyorlar. YALAN MI !11!bir! 😀 Nasıl olur demeyin, çok güçlüler.  Kafamızı bu insanlarla meşgul ederek gözümüzün önündeki bazı şeyleri görmüyoruz. Aynı şey eğitim sisteminde de var. Böyle yaparak uyanık beyinler yetiştirmeyi engellemeye çalışıyorlar. Araştırarak bulabilirsiniz.

İlluminati’nin sembollerinden birkaçını yüklüyorum…

Tanıdık gelmiştir. 1 Dolar. Masonların en ünlü sembolüdür. piramitin üstünde yazan tarih İlluminatinin kuruluş tarihidir. Altında yazan yazıdada yeni dünya düzeni yazar. Piramid gördükten sonra paranoyaklaşabilirsiniz.

Anaa bu ne lan?

Ya da bu?  Chester’ın yan projesi olan Dead By Sunrise’ın logosu piramit şeklinde.

Tamam uzağa gitmeyelim. Linkin Park’ın logosundaki “P”nin üçgen şeklinde olduğuna hiç dikkat etmiş miydiniz?

Peki ya buna? Sırf Chester yaptığı için biz de taklidini yapıyoruz 😀 Aslında neyms, sen neymişsin Chester’ım benim.

Anna sende mi? kalp değil o piramit

İlluminatinin önemli sembollerinden biri de her şeyi gören Tek göz’dür. Deccali temsil eder. 1 Doların üstündeki tek göz gibi. şu tatlı şey gibi. Yada bildiğin “Emo”lardaki gibi 😀

Şu kapak . Orjinalini biliyorsunuzdur heralde. Ama gözü görmemiş olabilirsiniz.

Logo’nun arkasındaki tek gözlü yaratığı incele.

Şimdi daha tanıdık gelen bir sombol var sırada. \m/ bu ne? rock forever mı? hıı. Bildiğin satanist sembolleri. Linkin Park’tan da görmüşsündür. Sol üsttekini özelllikle. Beraber bakalım

Uu Mike♥  bitane 2 Tane de Chester resmi var. Düşünün Mike rapçi ruhlu bir insan, Chester ise tamamen rocker onun daha çok bu tarz resmi vardır, ama benim pcde mike var tahmn edeceğiniz üzere.

Bleed it out single. Kızın ele bak hele

Klipler ve şarkı sözlerine bakalım.

In The End klibinin 1. saniyesi, girişin üstüne masonik harflerle bir şeyler yazılmış. Kabalada da böyle şifreli harfler kullanılır ama bu alfabe en eskilerden biri ve çözülmesi kolay bir alfabedir.

Sağ tarafta yazanlar:

NKC, KARMA, DEADSY, LINKIN, PARK, LURCHEN, MINUTM, HANNAH, LP

Sol tarafta yazanlar:

PH, MASK, LINKIN, PARK, DEADSY, HANNAH, MRHAHN, LINKIN, MP

Bazı ritüellerde ters semboller kullanıyorlar. Aklıma “Bleed It Out” klibi geliyor hemen.

MTV Linkin Park haftasonu’nu izleyen arkadaşlar hatırlar. Joe Hahn “What I’ve Done” klibi için Kaostan doğan düzeni anlatacağız demişti. Kaostan doğan düzen? Tam da İlluminatinin yaptığı şey. Orta Doğu’yu karıştıran adamların taktiği nedir? iç karışıklık çıkararak yönetimi zayıflatmak. Bir devleti ele geçirmenin en iyi yolu zayıf merkezi yönetim ve karışmış halktır. Klibi bir daha izlemenizi rica ediyorum.

Waiting For the End… Beni en çok düşündüren klip oldu.

1- Klibin en başında bir göz beliriyor. 1 saniye bile değil, tesadüfen fark ettim.

2- Mike rap’ini yaparken yüzünü pramitler basıyor 😀 sonra ise kuru kafaya dönüşüyor. Kuru kafayı anlatacağım.

Kimler ortadaki gözü gördü?

Klibin en sonunda Chester’dan kalp çıkıyor sanıyordum ama dikkatli bakınca piramit kustuğunu anladım

Sözlerine bakalım

“Waiting for the end to come
Wishing I had strength to stand
This is not what I had planned
It’s out of my control….”

Kontrolü dışında olan şey ne? Kader böyle istedi 😛

Crawling’den alıntı:

Bazı şeyler beni dış görünüşü altına çeker (Neler mesela??Işık, şan, şöhret, para? :D)

Tükeniyorum&şaşırıyorum

Kontrolümden yoksunum,asla sona ermeyeceğinden korkuyorum (!?!)

Kontrollü görünemiyorum

Kendimi buluyorum yine Kapalı duvarların içinde Güvensiz duygular ve daha fazla baskı altında olacağıma inandırdım

MKULTRA projesi diye bir şey var:”Monarch programlaması ile kişinin beyni adeta parçalara bölünüyor ve farklı kişilikler oluşturuluyor. Bu kişiliklerden tekini ise bir cin ele geçiriyor. Bedenini başka bir varlıkla paylaşan, melez bir insan oluşuyor sonuç olarak.”

Lady Gaga- Telephone

Rihanna (michaelsikkofield.blogspot.com’dan alıntı)

Bunlardan bize ne? görürsün şimdi.

I wanna heal, I wanna feel what I thought was never real 
İyileşmek istiyorum, düşündüklerimin asla gerçek olamayacağını hissetmek istiyorum

I wanna let go of the pain I’ve felt so long 
Bu kadar uzun zamandır hissettiğim acının gitmesini istiyorum

Şuradaki cemaat kurtlar vadisi’nde de var ehueheu bakın benziyor mu. videoyu ortaya sar sıkılırsın belki.

No More Sorrow Çeviri ( Doğrudan İlluminati ile ilgili olduğunu duymuştum bir göz atın.)

Yalanlarının içinde kayıp mı oldun?
Kendine farkında olmadığımı söylüyor musun?
Mücadelen bir maske
Özgürlüğü korku ile değiştirdin
Yaşamları para ile..

Ne yaptığının farkındayım

Hayır hayır daha fazla pişmanlık(üzüntü) yok
Hatalarının bedelini ödedim
Zamanın tükendi
Değişim için zamanın geldi

Acı görüyorum,İhtiyaç görüyorum
Gücü açgözlülükle sömüren
yalancılar ve hırsızlar görüyorum.
Umudum vardı,inanmıştım
Ama aldatıldığımı düşünmeye başlıyorum

Yaptıklarının bedelini ödeyeceksin

Hırsızlar ve ikiyüzlüler

Değişim için ve silinmek için zamanın geldi.

Linkin Park ve Jay-Z’nin yaptığı çalışma da beni düşündürüyor.Jay-Z Illuminatinin iyi bir piyonu. Elini devamlı piramit yapıyor gösterilerde felan. Mike’da kendisinin büyük bir hayranı.

Kurukafa konusuna gelelim. Kurukafa tehlike durumu söz konusu olduğunda kullanılır, ölüm söz konusu olduğunda.. Illuminati de sık sık kullanır. Zaten istemedikleri kişileri öldürürler.Müzik camiasından Michael Jackson, Bob Marley öldürdükleri kişilere örneklerdir.  Öldürmek kimin işidir? Adını anmak istemiyorum siz anladınız.

Mike’ın resim çalışmalarını incelediğimizde hemen hemen her zaman bir kurukafaya rastlarız. Bakalım:

Fort Minor albüm kapağı( Mike tasarladı )

Soldaki abla Şebnem Ferah sağdaki Özgü Namal ortadaki de benim.

Linkin Park mason olsa bile İlluminati örgütünün sadece bir piyonu olacaktır. Demek istediğim onların ellerinde tuttukları daha önemli insanlar var. Devlet başkanları gibi. KESİNLİKLE LINKIN PARK’TAN SOĞUMANIZ İÇİN YAPMADIM BUNU!!!!! Zaten sırf bu yazı için o işi yapıyorsanız size lafım yok. Herkesten soğuyun o zaman. Buradaki 107 maddenin hepsi tesadüfte olabilir unutmayınız.

Bu nedir simdi? iki anlam çıkarabiliriz : “Ya saçmalama” demek istemiş olabilir veya ” daha anlamadınız mı? protesto etmene gerek yok” türünden bir şey.  Yorumu size kalmış.

http://michaelsikkofield.blogspot.com/ illuminati hakkında daha fazla bilgi için bu siteye girin. ama bununla yetinmeyin.Okuduğunuz için teşekkürler.

Minutes to Midnight’ın 5. yılını kutluyoruz

Linkin Park’ın 3. Stüdyo albümü olan “Minutes to Midnight”ın piyasaya sürülüşünün 4. yılı. (15 Mayıs 2007) 4 yıl, dile kolay. Her şey dün gibiydi.O güne kadar Linkin Park’a kendini tekrar ediyor diyenler şimdi cephe değiştirecek, yeni müziklerini sevmedik diyeceklerdi. Anlayamıyorum insanlar neden mutlu olmazlar? önlerinde bir başyapıt var, rica ediyorum size mükemmelin ötesi sizi mutlu etmiyorsa yaşamanın anlamı yoktur bence, en yakın camdan atlar mısın? 


Haydi o günleri tekrardan hatırlayalım. Linkin Park Meteora albümüyle adeta kariyerinde tavan yapmıştı. Dünya turnesini tamamladıktan sonra Chester’ın özel hayatındaki durumları ve Mike’ın yan projesi olan Fort Minor ile birlikte olan albüm çalışmaları, yeni albümü biraz geciktirdi haklı olarak. Linkin Park’ın dönüşü çok garip bir şekilde oldu. Değişmişlerdi. Yeni bir stilleri vardı artık. Nu-Metal’den sonra yapmak istedikleri bir başka müzik dalında çalışmalar yapmak istediler. Artık rotalarını alternative rock müziğe çevirmişlerdi. Bu albümden sonra Linkin Park hayranları ikiye ayrıldılar. Yeni müziği sevenler ve tabiri caizse ihanet edenler. Yeni müzikle birlikte Linkin Park yeni hayranlar kazandı bazı eski hayranlarını kaybetti. Ama Linkin Park bu işi yapmasaydı daha çok şey kaybedecekti…


Bu dönemi Linkin Park’ın ağzından dinlemek daha doğru olur sanırım 🙂

2007 Nisan Billboard, Minutes to Midnight Röportajı

“Meteora” Billboard’ın Modern Rock müzik listelerinde 4 yıldır listenin hakimiydi. 5 milyon satan bu albümün bir numaraları şarkıları: “Somewhere I Belong,” “Faint,” “Numb,” “Lying From You” ve “Breaking the Habit”ti. Tüm bunlar olup biterken grubun ilki olan “Hybrid Theory” albümü 2000 yılından itibaren Amerika’da 9 milyondan fazla kopya sattı. Şimdi Linkin Park ” Minutes to Midnight” albümünü piyasaya sürüyor. Bu albüm, 10 yıl önceki gibi baskın rap-metal müzikten uzakta yeni bir dünyanın içine alıyor bizi. Uzun bir ara veren grup, destansı bir programla (Mike Shinoda: Aslında bizim için 14 ay süren bir sığınak gibiydi.) bir çok kamu ihalesi reddedildi. Değişimde, piyasayla gerekli ilişkiyi sağlayan Rick Rubin oldu. Böylece bir çok göz Linkin Park’ın nasıl değişim geçireceğini izleyecekti.

DAHA FAZLA NU-METAL YOK

Linkin Park’ın solisti Chester Bennington’dan gelen bir açıklamaya göre artık daha fazla eski tarzları olan nu-metale dönüş yapmayacaklardı.

“Bizim için burada hala hip-hoptan bazı unsurlar var ve her zaman olacak. Ama biz gerçekten nu-metale benzeyen sesleri uzaklaştırdık. Şarkıları yaratmamızda bunun bize az çok yardımı olacağını biliyorum. Tahminen sesler bu tarzda olacak, ama bu tarzlardan nefret ederim. Herkes için konuşmayacağım, ama bu kategorideki hemen hemen herkesin büyük bir hayranı olmadığımı kişisel fikrim olarak söyleyebilirim. Birkaç grubun buraya ait olduğuna gerçekten inanamıyorum.”

Bir çok insan, gruptan Warner Bros ile olan çalışmalarını 2005’e kadar gönüllü olarak durduğunu duyuyordu. Bu fikirden kalan dört albümle, Linkin Park alışılmamış çaba gerektiren adım attı. Kontrat için yeniden pazarlık arifesindeyken ana firmanın halka arzı, konuşması yapılıyordu. Bu arada Warner Müzik Grubu tanıtımdaki yeni madde “itimada dayanan sorumluluk”a ayak uydurmada endişeliydi. Bu zamanlarda, Warner Bros grubun pozisyonunun eksik yönlerini kullanarak güçledi. Dixie Chicks, Incubus and Beck’e yaptığı gibi bir geri çekme hareketi uyguladı. Fakat bu görüş ayrılığı kısa süreliydi. Sekiz aydan kısa bir sürü sonra, Linkin Park ve Warner Bros bir anlaşmaya vardı ve “Minutus to Midnight” için yaklaşık $15 Milyon avans verdi. Öyle böyle derken albüm başarıyla tamamlandı.

MINUTES TO MIDNIGHT
Wake
Given Up
Leave Out All The Rest
Bleed It Out
Shadow Of The Day
What I’ve Done
Hands Held High
No More Sorrow
Valentine’s Day
In Between
In Pieces
The Little Things Give You Away

Single’lar

Bu albümden çıkan ilk single “What i’ve Done”dur. Albümden önce piyasaya sürülmüştür. (2 Nisan 2007)

Singledaki parçalar:
What I’ve Done
Faint (Live In Japan)
From The Inside (Live In Japan)

İkinci single “Bleed it Out”a  gelmişti. (14 Ağustos 2007)

Singledaki parçalar:
Bleed It Out (Album Version)
What I’ve Done (Distorted Remix)
Given Up (Third Encore Session)

Üçüncü single “Shadow Of The Day” (12 Kasım 2007)

Singledaki parçalar:
Shadow Of The Day
Bleed It Out (Live From Projekt Revolution – Holmdel, New Jersey, August 29, 2007)

Dördüncü Single “Leave Out All The Rest” (14 Temmuz 2008

Singledaki parçalar:
Leave Out All the Rest (Single Version)
In Pieces (Live from Projekt Revolution, Washington DC, Aug. 19 ’07)
Leave Out All the Rest (Live from Projekt Revolution, Detroit MI, Aug. 22, ’07)



 

Mike Shinoda Hakkında

Mike yarı Japon’dur ve Japon kültürüne bayılır.

Mike’ın astım hastalığı vardır. (Gözünüzü seveyim yine saçma sapan panik yapmayın:D )

Mike kontaklens takar.Eskiden gözlük kullanırdı.

Mike’ın 100 çiftten fazla ayakkabısı var.

Mike kolejden mezun olduğunda sınıfındaki en genç öğrenciydi.

Mike, Punk’d programında, itfaiye vanasına parkederken göründü.  

Mike’ın kulaklarında iki deliği var.

Mike X-Games hayranı.

Çocukken origamilerle uğraşırdı.

Mike Cadılar Bayramı’nı sever.

Mike’ın yaptığı en kötü şeyin deve eti yemek olduğunu düşünür.

Mike’ın en sevdiği yemek sushi’dir.

Mike video oyunlarını çok sever ve her gün Xbox’ından oyun oynamaya çalışır.

Mike’ın 2 köpeği var, isimleri Jasper ve Athena’dır.


Mike’ın evinde stüdyosu var.



Mike’ın en sevdiği oyun basketboldur ve LA Lakers’ı destekler.


Mike öğrenci meclisinde görev yapmış.

Mike’ın etkilendiği gruplar arasında NIN, Depeche Mode ve N.W.A. gibi gruplar yer alıyor.

Mike’ın satın aldığı ilk albüm Bon Jovi’nin Slippery When West adlı albümüdür.

Mike’ın ilk canlı performansını sergilediği yer Killer B’dir.

Mike savunma sporlarına yöneldi.

Mike, Lupe Fiasco için bir şarkı yaptı..

Mike’ın en sevdiği performansı Tokyo’da gerçekleşmiştir.

Mike, kayıtlarını, resimlerini ayrıca vinil oyuncaklarını saklar.

Mike’ın en sevdiği sakız Bubblicious’tur.


Mike’ın en sevdiği şekerlemeler Whatchamacallit veya Twix’tir.

Mike’ın ilk mesleği meyve ve sebze toplayıcılığıydı.

Mike’ın favori Led Zeppelin şarkıları: “The Ocean,” “Dyer Maker,” “When The Levee Breaks,” “Dazed And Confused,” ve “Immigrant Song”

Mike kahvesini sıvı kremalı Coffee Mate’li veya Baileys’li sever.

Mike’ın favori tetris bloğu S şekli olandır.

Mike, Batman’i Superman’e tercih eder.

Mike’ın En Sevdiği Televizyon Programları

Entourage
Family Guy
Full Metal Jacket
Foster’s Home for Imaginary Friends
Gay Robot
Laurel and Hardy Cartoon
Lost
Saturday Night Live
The Natural Geography Channel
The Simpsons
Tom and Jerry
What’s Happening

En Sevdiği Filmler

All We Are Saying
Anchorman
Full Metal Jacket
Pirates Of The Caribbean
The Dark Knight
The Sixth Sense
Transformers
Zoolander
The Silence of the Lambs

Mike’ın En Sevdiği Sanat Çalışmaları

Banksy
Ames Bros
Ames Camden
Luke Chueh
Joshua Clay
Craola
Dalek
Nat Evan Dyke
Elmac
Blane Fontana
Jeremy Fish
Damien Hurst
Kris Kuksi
Kmndz
Antony Micallef
Alex Pardee
Plastic God
Print Mafia
Malleus
Methamphibian
Retna
Mark Ryden
Saber
Corey Sandelius
Greg Simkins
Stash
Tessarlo
The Decapitator
Ek Undayo
Edwin Ushiro
Alexandros Vasmoulakis

Mike Shinoda Biyografi

Michael Kenji Shinoda, 11 Şubat 1977’de Muto ve Donna Shinoda’nın oğlu olarak dünyaya geldi. Birkaç yıl sonar Mike’ın kardeşi Jason doğdu.Sonra Agoura Hills, California’ya yerleştiler.

Mike çok küçük yaştan itibaren yeteneklerini geliştirmeye başladı. Shinoda ailesi akşam yemeği için dışarı çıktığında, Mike yemeğini erken bitirdiği zaman ailesi ona bir peçete verirdi ve Mike buraya bir şeyler çizerdi.

Mike’ın annesi, Mike daha 3-4 yaşlarındayken onun için bir piyano dersi düzenlemiş. Böylece müzik hayatına “klasik müzik” ile birlikte başlamış ve bunu 12 yıldan uzun sure devam ettirmiştir. Klasik müzikten sıkılan Mike, hip-hop’a ilgi duymaya başladı. 12 yıl süren piyano derslerinden sonar Mike’ın piyano öğretmeninin ona öğretecek bir şeyi kalmadığı için ona kendi başına yola devam etmesini ve kendini geliştiresini söylemiş.

“Piyano derslerine gerçekten çok küçükken başladım, dört yaşlarındayken. 12 yıl piyano sonra org ve benzeri şeyler, daha sonra ise gitar çalmaya başladım. Biraz bas öğrendim. Telli ve üflemeli çalgıların ezgilerini çalabiliyorum. Herhalde bacaklarımda her aletin kayışı olabilir ve tek kişilik bir grup gibi şov yapabilir.

-2004, Mike

Mike, yarı Japon yarı Amerikan kimliğinden dolayı zor günler geçirdi. Derken Brad Delson ile Mike arkadaş oldular. Brad, Mike’a nasıl gider çalınacağını öğretti. Beraber grup kurdular ve adı Xero oldu. (Daha sonar Xero 818, Hybrid Theory, son olarak da Linkin Park)

U2, Nice Inch Nails ve Depeche Mode gibi gruplar keşfettim ve onların yabancı temalarını. Anladım ki şarkı sözlerinde çizilen duygular vardı. Farklı düzeylerde ve farklı deneyimler yaşamış insanlar, aynı duyguyu hisseder diye düşünüyorum. En iyi şarkı sözleri, her zaman söylemek istediği kelimeleri asla bulamayacağımız yolla ifade edendir.

Mike.

Mike liseyi bitirdikten sonra Pasadena’daki tanınmış  Art Center College of Desing’da tasarım ve resim bölümünde okudu. Joe Hahn da bu koleje katıldı ve Xero grubuna dahil oldu. Mike’ın oda arkadaşı Corey Sandelius’tu böylece Mike’la arkadaşlıkları arttı. Hybrid Theory’nin performans 6 kaydıyla Mike’ın finalları aynı haftaya denk geldi. Mike 1998 yılında “Arts in Design and Illustration” lisansıyla mezun oldu, sınıfındaki en genç kişiydi ve 21 yaşındaydı.
Mike kolejin dışında  grafiker olarak CD kapakları tasarladı. 1997’de Styles of Beyonds’un 2000 Fold albümü için bir kapak tasarladı ve Marco Polo’nun grubu için bir parça yaptı.

Mike, grafik tasarıcımcılığını grubunda da devam ettirdi.Bu arada söz yazmaya ve müzik kaydetmeye Mark Wakefield ile devam ediyorlardı. Mark Wakefield gruptan ayrılınca grup onun yerine Chester Bennington’ı buldu ve grup yeni ismini “Hybrid Theory” olarak değiştirerek yoluna devam etti. Derken, 1999 Mayıs’ında “Hybrid Theory EP”yi piyasaya sürdüler. Mike EP’nin kapağı da hazırlamış oldu. Sonraki zamanlarda grup adını Jeff Blue’nun da yardımıyla “Linkin Park” olarak değiştirdi.(Chester’ın ortaya attığı fikirler üzere Lincoln Park’tan Linkin Park türetilmiştir.) Böylece Warner Bros ile Linkin Park bir album kontratı imzalamış oldu. (bundan once Warner Bros Linkin Park’I üç kez reddetmişti.)

Hybrid Theory Ekim 2000’de piyasaya sürüldü. Mike Shinoda albümleri için yine bir çizim yaptı, Hybrid Theory’nin üstündeki asker Linkin Park hayranları için bugüne kadar bir numaralı dövme kalmayı başarmıştır. Grup, Hybrid Theory’I tanıtma amaçlı geniş kapsamlı bir tura çıktı. Hard Rock Performansı dalında Crawling şarkısı ile Grammy Ödülleri’ne aday olan Linkin Park ilk Grammy’sini kazandı ve böylece Mike da grubuyla büyük bir başarıya imza attı. Hybrid Theory 2001 yılının en çok satan albümü olmuştur ve 25 milyondan fazla satmıştır. ingiliz classic rock dergisinin “the 100 greatest rock albums of all-time” adlı listesinde 72. sırada, amerikan rock and roll hall of fame’in “the definitive 200” listesinde 64. sırada, “1001 albums you must hear before you die” adlı kitapta da listededir.

2002 yılında Joe Hahn ve Mike Shinodanın yazdığı şarkı “It’s Going Down” X-Ecutioners grubuyla yapılan düetle harmanlanarak dinleyici karşısına sunuldu ve Mike yapımcılık görevini üstlendi. Mike ayrıca Linkin Park’ın ilk albümünü ve Reanimation’ın prodüktörlüğünü yaptı ve bu albümlerin kapaklarını da kendisi tasarladı. Bu albüm Mike’in arkadaşlarıyla birlikte çalışmasına izin verdi, Cheapshot gibi. Ve insanlar Hybrid Theory turu boyunca onlarla tanıştı, Aaron Lewis de buna örnektir.

Linkin Park’ın ikinci albümü olan Meteora 2003 Mart’ta görücüye çıktı ve ilk albümdeki gibi geniş kapsamlı bir dünya turuna çıktılar.

10 Mayıs 2003 yılında Mike uzun süredir sevgilisi olan Anna Lovejoy ile hayatını birleştirdi. Anna çocuk kitapları yazarıdır.

Mike Shinoda 2004 yılında Depeche Mode’un single’I Enjoy The Silence şarkısını yeniden düzenledi. Albümleri için Remixes 81-04 adı verildi ve single’ın çıkış tarihi için Ekim ayı seçildi. Takip eden aylarda Jay-Z ile Linkin Park birlik olarak MTV için bir mush up albümü çıkardı ve küçük bir show verdiler. Mike, Jay-Z ile çalışmaktan büyük bir onur duydu, onun işinin büyük bir hayranıydı. Mike, EP’nin prodüktörlüğünü yaptı, şarkıları mixledi ve albüme katkıda bulundu. EP’deki single olan, Numb/Encore şarkısı “En iyi Rap/En iyi Şarkı İşbirliği” dalında 2006 yılında 2. Grammy Ödülü’nü kazanmış oldu.

Ayrıca Mike bu yılda, Michael K. Shinoda Endowed Scholarship’I kurdu ve Art College Centre Dizayn Bölümü’ne bursluluk için teklif götürdü ve Art College, Mike’ın çalışmalardan gelir sağladı.Mike ayrıca, Amerikan-Japon Müzesi’ne bağışta bulundu.

Dünya turu bittikten sonra, grup çalışmalarına ara verdi. Mike zamanını hip hop yan projesi olan Fort Minor’la geçirmeye başladı. Bu album Mike’ın arkasaşlarıyla çalışmasına fırsat verdi, Style Of Beyond, Common ve Jonah Matranga dahil. Fort Minor’un mixlerinden oluşan “Fort Minor: We Major” adını aldı, “The Rising Tied” albümü ise Kasım 2005’de piyasaya sürüldü.Mike Jay-Z’yi baş yapımcı olarak kaydetti ve Brad de album parçalarının listesinde öneride bulundu; fakat Mike albümü üretti ve albümü kendi mixledi. Hem de neredeyse bütün enstrümanları kullandı ve albümün kapağını yaptı.

Jay-Z baş yapımcıydı ama hiçbir şey yazmadı. Albümdeki şarkıları derlememde ve kalıplar konusunda yön gösterdi. Black Thought, Common, John Legend, Styles of Beyond, Holly Brook, Kenna, Jonah Matranga, Mr. Hahn, ve Eric Bobo asıl albümden bazı isimler. Misafirleri bildiğim insanlarla sınırladım. Bence, sadece bir insane bu proje için ani bir baskın düzenledi, bu John Legend’dı. Sırf bu yüzden, onun sesini gerçekten sevdim. Muhtemelen, büyük isimlerle anılan parçalar yapabildik, fakat onun yerine benim ihtiyacım olan arkadaşlarımla birlikte album yapmaktı.

-Mike, Fixins Röpörtajı, 2005

Albüm eleştirmen, hayranlar, ve 50 Cent’in Malezya’daki desteği dahil tüm bu insanlar tarafından iyi bir not aldı. Bu album, şarkı sözlerinde Mike’ın özellikle kişisel hayatından temalar içeriyordu. Mike “Where’d You Go” şarkısını eşi için yazdı. Ailesini göz önünde tutarken tur yüzünden büyük bir zamanını  ailesinden uzakta geçirdi. Mike, Fort Minor’a ilişkin röpörtajlar verirken, ailesinin 2. Dünya Savaşı’nda esir kamplarında tutulduğu ortaya çıktı. “Kenji” şarkısı kamp boyunca yaşanılan gerilimi ve kamplarda karakterlerinden nelerine el konulduğunu anlatır. Bu şarkı Mike’s babasının ve halasının enterne kampıyla ilgili söylediklerini içerir.

Ailem enterne kampındayken, ben bazı akrabarımın Santa Anita’daki hipodromda atlarla yaşadıklarını ve sonar kampa alındıklarını öğrendim. O aralar bu, bizim tipik Japon-Amerikan ailesinin hikayesiydi, ama birçok insane bunu bilmiyordu. Ailem dışında bu hikayeyle zor zamanlar geçirdim çünkü bunun hakkında konuşmayı sevmiyorlardı.

-Mike.

 

Mike, Lil’ Jon ile birlikte  “score for the 2005 VMAs” için yazdı.

“Bu değişim çeşitlilik ihtiyacı içindi. 10 parça yaptım,  bunlardan birkaçı, birçok Linkin Park hayranının tanıyacağı müziklerdir, diğerleri farklıyken, tamamına kadar hip-hop müziğine soyundu. Ve herbiriyle birlikte, hepsi farklı parçalar oldu.”

-Mike

Fort Minor’un konsepti, album kapağı dahil yaklaşık 10 parça çizimden oluşuyordu. Mike çalışmalarını gösteren ilk sanat galerisinin açılışı için “Gallery 1998” tutuldu.Bu gösterim “Diamonds Spades Hearts Clubs” adlı, karışım özellikleriyle öne çıkan parçaları dahil hayvanlar, robotlar, kalp, bel ve kulüp simgeleri içeriyordu.Mike’ın internet sitesinde çizimlerinin kitabı satıldığı gibi t-shirtler ve bazı çalışmalarının kopyaları satıldı.

Mayıs 2007’de Linkin Park’ın üçüncü albümü “Minutes to Midnight” satılmaya başladı. Bu albüm diğer albümlere gore Mike’ın bazı vokallerini içerir. Mike hala önceki albümlerdeki kadar çalıştığına dair yazdığı şeylerde atıfta bulundu. Mike, Rick Rubinle yapımcılık işini ortak yaptılar.

Linkin Park, Busta Rhymes ile birlikte “We Made It” single’ını çıkardı. Bu single’da Mike’ın kendi güfte dizesi ve Chester’ın söylediği nakarat bulunuyor.

 

Grup, “Minutes to Midnight”ı tanıtım konserlerini bitirdiğinde, Mike “Glorious Excess” adlı sanat gösterisi için çalışmaya başladı. Sitesinin aracılığıyla “Sirens and Silence” adlı bir film yayınladı. Filmde kendini ve diğer görüntüleri montajladı. Gösteri iki yarım parçadan “Born” ve “Dies”den oluşuyordu.

 “Born” Japon-Amerikan Uluslararası Müzede 11 Temmuz 2008’de, “Dies” ise 29 Ağustos 2009’da açıldı.

Mike ve Mark Wakefield 2008 yılında tekrar iş birliği yaptı. Şarkıyı yazdılar, yaptılar ve bir Barack Your World adı altında White Pegacorn ile bir video yaptılar. Bu parka Barack Obama’nın adaylığını desteklemek içindi.


2009 Şubat ayında Anna ve Mike’ın ilk çocukları olan “Otis Akio Shinoda” dünyaya geldi.

Mike, 2010 yılının bir çok bölümünü Linkin Park’ın yeni albümü için zaman harcayarak geçirdi. Linkin Park; iPod, iPad ve iPhone’lar için yılın başlarında, Mike’ın oyun birçok karakter üzerinde çalıştığı oyun olan 8-Bit Rebellion piyasaya sürüldü. Oyunun müziklerinde Linkin Park’ın şarkıları kullanıldı.

Mike, Cypress Hill’ın “Carry Me Away” adlı şarkısının prodüktörlüğünü yapıp söyledi. Cypress Hill bu şarkıyı kendi albümleri olan “Rise Up”da sergiledi.

 

 

2010’da Mike ayrıca “East West Players 44th Anniversary Visionary Awards”da işi, sanatı ve sanatındaki çalışmalarından dolayı onur ödülüne layık görüldü.

 “Asyalı Amerikanların farkındalık yaratmalarına konsantre olamıyorum, bu sadece ne yaptığım, benim için kolay.

–          Mike, East West Players 44th Anniversary Visionary Awards’dayken

 

Linkin Park’ın dördüncü albümü olan “A Thousand Suns” 14 Eylül 2010’da piyasaya sürüldü ve grup yeniden geniş kapsamlı bir dünya turuna çıktı.